Disko Topundan Beklenen İmgesellik: Hande Yener

Köşe Yazıları | 0 Yorum

BERKANT ÇAĞLAR

Müzik üzerine düşünürken, dinlerken edinilmiş zevklerimiz ile karar veren bizler hala iyi bir dinleyici olabilmeyi başaramadık. Duygularımız müzikal zevkimizde çatı görevi görmeye devam ediyor hala. Keza birazdan Hande Yener’in yeni albümü ile ilgili düşüncelerimi paylaşırken bunun etkilerini hissettim, bu duygu size de hiç yabancı gelmeyecek olsa gerek. Yoksa daha ağır bir eleştiriyi hak ediyor Hande Yener. Ama dilim el vermiyor.

2007 yılında Kaos GL Dergisi tarafından “Gay İkonu” seçilen Hande; eşcinsel sanat alıcısı bireyler ile ilgili onca söz söyledi. Kimi kez iyiydiler belki; fakat “Eşcinseller beni dinliyor, seviyor.” Derken eşcinselleri oyuncak ayı yapmaktan öteye geçemedi bu sözleri. Keşke onlar beni dinliyor, seviyor derken politik olarak da birkaç şeye dikkat çekseydi. Gay Barlarda “Romeo, Romeo… Romeo” dilimize pelesenk olmuşken Hande’de, Romeoları nefret suçları ile ellerinden alınanlara; Rapunzel ile avare olmuş mutluluğu bekleyen onca kadına; varoluşuna savunmalar getiren transseksüeller için de bir ozan, anlatıcı olsaydı kendileri. N’apalım sevilen bir sanatçıdan böylesi politik ataklar bizi mutlu ediyor hala. 2009 yılında İstanbul’daki Eşcinsel Onur Yürüyüşü’ne katılan Hande Yener, ikon olmak adına bir şeyler yaptı en azından. Makyajı, kıyafetleri ile hazırlanıp gelen Hande de yürüyüşteki herkes gibi neşeliydi. Her yaz dönemine geçişte alışılagelmişlerimizden biri olan yeni Hande albümü: Hande’ye Neler Oluyor? da bu yazının yazılmasına vesile oldu.

Hande’ye Neler Oluyor? bir geçiş albümü gibi duruyor elimizde. Söylemek istediği, olmak istediği onca şey var. Ama muhtemelen altı ay gibi bir sürede bile hazırlanmamış albüm vasatın ötesinden geçemiyor. Kötü mü? Belki gerçekten de çok kötüdür ama ben kötü demek istemiyorum. Çünkü onu seviyorum, elektronik müzik dinlemeyi seviyorum, Türkçe olan elektronik müzikte de çok fazla alternatif olmadığını düşününce, el mahkum bile dinliyor olabilirim. O kadar vahim bir durumdayım yani. Albümde 14 parça var. Bunların üçü remiks.
Dönemsel olarak ise Apayrı dönemine benzeyeceği söylenceleri vardı albümün. Ne çok pop ne çok elektronik. Söylenceler haksız da çıkmadı çünkü Hipnoz ve Hayrola’daki gibi sert bir elektronik sound yok albümde. Apayrı öncesi nedense adını bile ağzımıza almak istemediğimiz Kırmızı, Acele Etme, Balon gibi şarkıların da popülerliğine kavuşmayı çalışan şarkılar serpiştirilmiş dört bir yanına. Albümün en tökezlediği durum da her şeye bulaşmış olmak. Özellikle birbiri ardını tamamlamadığından, eksik kalmış, yorgun kalmış, dinlenmemiş bir albüm oluyor. Albümün güzel şarkıları da bu durumdan etkileniyor ve üzerlerine ufaktan değişimin gerici olan boyutu yapışıyor. Örneğin albümün 10 ve 11. şarkıları Ben Kimim ve Böyle Olacak bu durumdan en etkilenen parçalardan. Uzun süredir Hande Yener albümlerinde dinlemediğimiz güzel parçalardan bu ikisi. Ben Kimim, acid etkileriyle ve güzel vokaliyle toz pembe uçucu bir şarkı. Böyle Olacak, glamden etkilenmiş bir karakterin günümüze böyle olacak çağrısı: “Hep böyle olacak, kalbin ve ağzın açık kalacak”. Kalpsiz’de ise 80’lere parmak çalan Hande, Bi Gideni Mi Var ile birlikte albümü götürecek şarkıları tayin etmiş oluyor. Ben bu şarkıları dinlenir buldum albümde. Ama Hande popülaritesini korumak için tabi ki müzikal anlamda doğru şeyler yaptığı şarkılara ek olarak hit potansiyeli taşıyan şeylerde yapacak. Kal Kal, Yasak Aşk, Sopa, Boşa Ağlayan Kız, Bodrum, hit olma amacı taşıyacaklar; radyolarda çalınmaya insanların dillerine pelesenk olmaya çalışacaklar. Belki Sopa, daha doğrusu albümdeki dans remiksi bu beklentiyi fersah fersah taşımayı hak eden parçalardan. Bir indie- elektronik grubu remikslemiş gibi. Ama Bodrum adındaki parça nedir? Arkadaki hip hoptan nemalanmış kötü vokali ile albümde ne yapıyordur? Hiç anlamadım. Albümün tüm sözlerini de Sinan Akçıl yazmış. Keşke biraz daha yelpazesini geniş tutsaymış. Mesela Sezen Aksu’dan Ertuğ’dan ve Mete Özgencil’den aldığı sözler hem vokaline hem de şarkıların alt yapılarına çok yakışıyordu. Bu albüm ise bundan oldukça yoksun. Kal Kal, hiçbir şeyi anlatmıyor. Sadece kal kal diyor. Dinleyiciye de kal gelmez mi?

Albüm görsel açıdan da çalışılmamış. Özellikle albümün kapağının arka fonundaki fıstık yeşili ve sarı saçlar ancak bu kadar sırıtır. Ben fıstık yeşilini hiç sevmem ama inanın ki benim beğenilerimin ötesinde bir nefret besledim albüm kapağına.

Sonuç olarak kimi zaman ama çok nadir olarak güzel şeyler olan albüm, Hande’nin en iyilerinden değil. Ama muhtemelen hit bakımından son zamanlardaki en bol albümü olduğu düşünülürse kendini götürecek bir albüm. Her ne kadar başarılı olacak gibi görünse de Hande’de yaptığı işten çok memnun değildir sanırım. Umarım bir diğer albümü altı ay sonra çıkmaz, üzerinde çalışılmış, iyi sözlerin olduğu, sound olarak birbirini tamamlayan işler yapar. Hande Yener’e bir detoks gerekli gerçekten de; mesela Bodrum şarkısını 2500 defa dinlemek gibi… bakalım nasıl oluyormuş? Türkiye’nin disko kraliçesi sıfatına oynamak istiyorsa “Hande’ye Neler Oluyor?” sorusunu bize değil kendine sormalı. Bu haliyle olsa olsa bir partide disko topundan sürpriz çıkış yaparken topun patlaması sonucu Sopa ile remikslenir.

BERKANT ÇAĞLAR

Etiketler:

Yukarı

Yorum Yap